31 Mayıs 2014 Cumartesi

Pınar Gogulan ile Regresyon Semineri


22 Mayıs günü Sevgili Tuten sayesinde instagramda gördüğüm ve kayıt yaptırdığım Pınar Gogulan'ın Regresyon Tanıtım ve Semineri'ne katıldım. Sevgili Pınar'ın danışanlarının ilginç hikayelerine ve değişimlerine daha önce internette türlü hikayelerle farklı sitelerde rastlamıştım.

(Dilerseniz siz de kendi sitesinden benzer hikayeleri okuyabilirsiniz)

Bilinç altı ve düşünce gücüne inanan biri olarak regresyon zaten ilgilendiğim ve merak ettiğim bir konuydu. Bu seminer fırsatını kaçırmak olmazdı.

Önce isterseniz Regresyon Nedir? Onu açıklığa kavuşturalım. Kelime anlamı olarak kaynağa inmek anlamına geliyor. Anne karnından itibaren bilinç altındaki sorunun, olayın kaynağına inip fark etme ve çözümleme. Hatta reenkarnasyona göre önceki hayatlarımızda yaşadığımız sarsıcı olaylar, geçirilen kazalar ve ölüm anları da bugünkü yaşamlarımızda izler taşımakta. Şimdiki Zaman Regresyonu ve Geçmiş Yaşam Regresyonu olarak iki ayrı döneme bakılan seanslarında bilinç altındaki korku, nefret, kıskançlık, aşırı hırs, depresyon, endişe, güvensizlik, panikatak sıkıntıları, aşk/iş/arkadaşlık vb konularda sürekli aynı sorun ya da başarısızlık, sebepsiz kronik vücut ağrıları gibi pek çok sorunun nedeni açıklığa kavuşuyor ve çoğu bilindiği için kabullenilip çözümleniyormuş.

Bu kadar açıklamadan sonra gelelim seminere.  Seminer zaten bi ön araştırmasını yaptığım benzer bir Regresyon tanımlamasıyla başladı ve sonraki ilk konu Pınar Hanım'ın büy ük harflerle yazdığı ENERJİ oldu.


ENERJİ: Canlı, cansız herşey bir enerjiye sahip ve hepimizin bu enerjiler ile bir etkileşimi var.

Enerji ne? Nasıl mı? Yine mi enerji? İçinizde bunları sorgulayanlar olduğuna eminim. Yakın çevremden de benzer sorular geldiği için biliyorum. Hani kem göz diyoruz, nazarladı diyoruz, şunun ahını/bedduasını aldım diyoruz ve inanıyoruz. Ya da pozitif birinin yanında kendimizi iyi hissedip, bizle dertleşmeye gelen sıkıntılı kişi gittikten sonra kötü hissediyoruz, içimi kararttı diyoruz, nazar duası okuduğumuz birinden sonra ağırlık çöküyor ya. İşte bu ve benzeri şeyler enerji sorunuzun cevabı aslında. Bir eve girdiğimiz ya da bulunduğumuz ortamda kendimizi nasıl hissettiğinizle ilgili duygularımız da o evin enerjisiyle ilgili.

Maalesef bütün enerjiler pozitif değil ve hepimiz tüm gün ve tüm hayatımız boyunca her enerjiden etkileniyoruz ve başkalarını etkiliyoruz.  Görüştüğümüz, konuştuğumuz, dokunduğumuz, baktığımız herşeyden bir parça bırakıyor bir parça da alıyoruz.

Yetmezmiş gibi benim de yeni öğrendiğim eklenti enerji konusu mevcut ki, farkında olmadan ruhumuzu ve hayatımızı tüm bu yükleri taşımakta zorluyoruz. Sonra da sinirli, stresli, yorgun, bitkin olabiliyoruz.
Oysa ellerimizi yıkamak gibi enerjilerden arınıp temizlenmemizin de bir çözümü varmış.  Sevgili Pınar Gogulan seminere katılanlara uygulamalı olarak "Enerji Temizliği" yaptırıp, hergün bir kaç dakikamızı ayırarak bu yükten nasıl arınacağımızı öğretti.

Sadece arınma mı? -Hayır
Enerji Alanımızı korumayı, kötü enerjili biriyle nasıl enerji bağımızın kesileceğini de öğretti saolsun.

Ve günün tek sürprizi bu değildi.  Herkesin iki meleğim dışında bir de rehberi olduğundan bahsedip bizi gözlerimiz kapalı yönlendirerek rehberimizle tanıştırdı. Rehberimizden tavsiye alıp bir de soru sorduk. Gördüklerimizi gözlerimizi açınca not ettik. Pınar Hanim yazdıklarımızı gördüğümüz renklere göre yorumladı. Toplu yapılan bu seansta herkes farklı şeyler gördü. Ben şüpheyle yaklaştığım bu konuya gördüklerimden sonra şaşkınlıkla beraber inandım.

Enerji alanını temizleme/koruma ve rehberle tanışma/iletisime geçme seansları için öncelikle odaklanmak gerekliydi. Odaklanabilmek için de ruhu bedene sokmak gerekiyor. Hayat koşuşturması ve herşeye yetişememezlik kaynaklı hepimizin aklı başka yerlerde. Tenis, yoga, dans, koşma gibi aktiviteler ve sık sık nerede olduğunuzu ve ne yaptığınızı kendinize hatırlarmanız ruhu bedene sokmanıza yarayacak şeylerden bir kaçı.

Pınar Hanım aynı zamanda çocuk Regresyonu yapıyor. Cocuk regredyonuna sırf oğluna yardımcı olabilmek için başlamış. Bu konudan ve eklenti enerjinin ikiz oğullarımdan Berâ'daki etkisinden  aşka bir yazımda bahsedeceğim. Yüzeysel yazmak ve bu paylaşımı daha fazla uzatmak istemiyorum.

Not defterimde yer bulan altı çizilesi cümlelerim de şunlar;

*Regresyon size rağmen değil, sizinle beraber çalışır
*Ruhsal operasyon bilimsel çalışmadır
*3 türlü karma vardır.
-Düşünerek
 -Konuşarak
  -Yaparak yaratırız

*Kaynaktan Beslen.  Başkasından değil!

*İNANDIĞIN KADAR KORUNURSUN, TESLİMİYET ÇOK ÖNEMLİ!

            KARMA
Seni Seviyorum
  Özür dilerim
   Lütfen Beni Affet
    Teşekkür ederim

Bu dört cümleyi hergün herkese ve her olaya karşı defalarca tekrarlayın. Iyi gelecek göreceksiniz

Umarım faydalı bir yazı olmuştur.  Eğer ilgilendiyseniz bu semineri kaçırdım diye üzülmeyin.  Çünkü Pınar Gogulan'ın her ay düzenli olarak İstanbul'a gelip bu semineri veriyor ve isteyenlere kişisel seanslar düzenliyorlar. Bu gelişmeleri instagram ve twitter hesaplarından @mucizepinari ve @tuten den takip edebilirsiniz

Sevgiler



17 Mayıs 2014 Cumartesi

#Soma

#SOMA
Hiç tadım tuzum yok. Ne orada onca çocuk öksüz kalmışken, kendi çocuklarımı sevmeye; onları eğlendirmeye yüzüm var.  Ne de vicdanımda onca eş, anne, kardeş olan kadın orada ağlarken birilerine tebessüm etmeye.

Yok. Hiç bir köşesinde yer yok vicdan terazimin.  Meğer kocaman rakamlarla ne rahat yaşıyormuşuz şikayet ettiğimiz hayatlarımızda. Güneşi, gökyüzünü, sevdiklerini her gün
metrelerce yerin altına satan insanları unutmuşuz.

Hayat kadar adaletsizleştirmişiz yüreklerimizi. Görmezden gekerek, unutarak, ötekileştirerek, hayat böyle; o işi de biri yapacak elbet diyerek
nasırlaştırmışız kalbimizi, aklımızı.
Böyle olunca hayatın hatırlatması da, bizi kendimize getirmesi de ağır oldu.  Ama fatura yine yanlış tarafa kesildi. Bize bu farkındalığı Soma'daki Madenciler ve aileleri ısmarladı ne yazık ki.

İnsan hayatı nasıl bu kdr ucuz oldu ki?  Geri dönüşü olmayan, yerini hiç birşey tutmayan paha biçilmez olan insan hayatı nasıl bu kadar hiçe sayılabildi? Nasıl insanların aklı tutuldu. Nasıl ihmal edildi. İhmale göz yumuldu, destek verildi.

Neresinden tutarsan tut elinde yoksulluk kalıyor. Bir de daha çok para uğruna koca bir sorumsuzluk ve hiçe sayma.  Çaresizlik akıyor bu tablonun her yerinden ve çocuklar ağlıyor. Başı öne eğiliyor ya bi çocuğun, kayıpların sayısı verilmiyor ya kızgınım. Keşke duvarlarını cenaze tabutlarının ördüğü Soma'yı ihmal edene, ettirene. Bilip de söylemeyene, göz yumana. Normal karşılayana, ilgisiz kalana, kanı
donmayana, yüreği sizlamayana, acıya siyaset karıştırana.  Kaybı olanlara olan yaklaşım tarzına, içi yananı anlamayana, tek derdi kendi paçasını kurtarmak olana ve elimde herşeyi düzelecek, güzelleştirecek sihirli bi değnek yok diye kendime çok kızgınım çok.

Kısacık ömürlerimizde mutlu, huzurlu ve adaletli bir hayat yaşamak bu kadar mı zor?

Ayşen Ilgın

16 Mayıs 2014 Cuma

Soma'da Babasız Kalan Çocuklar

#Soma

Ülke olarak bize insani değerlerimizi yargılatan, içimizi burkan, yürekler dağlayan, babasız çocuklar bırakan maden yeri.

Ve Türkiye'nin dört bir yanında hala duyguları olan, ben ne yapabilirim, elimden ne gelir diyen, içi içine yiyen, gözleri yaşlı binlerce insan

Sen de mi onlardansın? Öyleyse sen de facebookta kurulan "SOMA da babasız kalan çocuklar" grubuna katıl ve neler yapabileceğini, neye ihtiyaç olduğunu öğren, gerçekleştirilecek organizasyonları takip et ve duyur

Şimdiden hepinize teşekkür ederim, güzel yürekli insanlar

4 Mayıs 2014 Pazar

Yeni bir blog daha

Merhaba.  Uzun bir aradan sonra bu buradayım. Bu aradaki sessizliğim sizi bu sayfada ikizli hayatın getirdikleriyle bozmak istemeyişim dolayı bu hayatımın getirdiklerini paylaşacağım bir blog daha açmış olmam.
Belki çocuklu hayatla da ilgilenmek istersiniz  diye sizle de paylaşmak istiyorum

http://ikizlihayat.blogspot.com.tr/?m=1

Bu artık burada yazmayacağım anlamına gelmiyor.  En yakın zamanda birikmiş kitap postalarıyla geliyorum

Sevgiler