28 Ocak 2014 Salı

Anneler ve Oğulları İçin Bir Fincan Huzur

İki erkek annesi olarak anne oğul ilişkileri ve iletişimlerine dair kafa yorduğum bir dönemde instagramdaki bir annede gördüğüm bu kitabı hemen gidip aldım. İçinde farklı insanların tecrübelerini içeren gerçek hayatlardan alınan küçük hikayeler var. Öyle vuavv dedirtecek şok hikayeler de değil. Basit, sıradan hayatlarımızın kıymetini anlayacağımız ve bizi nelerin beklediğine dair annelerin gözünden oğullarıyla ve oğulların dilinden anneleriyle ilgili küçük yumuşacık hikayeler bekliyor sizi. 

Hayatımızın içindeki küçücük ayrıntıları kocaman önemini ve anlamını fark etmek için okunmalı.  Üstelik kuşa hikayeler olması çocuğu küçük anneler için ideal.  Malum yarım kalan ve unutulan olaylar, nerede kalmıştım, hadi baştan okuyayım sorunu yok;)

 
Arka kapak;

Ne kadar uğraşsanız değişmeyecek şeyler vardır: Oğlan çocukları yılanlardan, kertenkelelerden, salyangozlardan, otomobillerden, bilgisayar oyunlarından, futboldan, silahlardan hoşlanır… 

Onları değiştirmek pek mümkün olmadığına göre, bu demektir ki oğullar, kamyonları, su tabancaları, kramponlu ayakkabıları, takım atkıları ile sevilecek! Ve onunla geçirilen her gün, bir gün kanatlanıp kapıdan uçup gidivereceği gerçeği unutulmadan dolu dolu yaşanacak! Anne tarafından duygular, korkular, çaresizlikler, kabullenişler böyle. 

Ya oğullar tarafından durum nasıl? Sınırsız bir şefkat ve sevgi kaynağı, huzur bulunan kucak, sabır taşı, hoşgörü yumağı… Bir erkek için annesi bunlar ve fazlasıdır. Ama bu beraberlikte fazla duygusallığa yer yoktur.

Anneler ve Oğullar için Bir Fincan Huzur, ancak annelerin ve oğulların paylaşabileceği benzersiz ilişkiyi ele alıyor. 50 öyküden oluşan bu derlemede, silinen her gözyaşının arkasındaki sevgiyi ve karşılığında alınan sonsuz şefkati ve sadakati hatırlayacaksınız.

27 Ocak 2014 Pazartesi

#2014

Mig Medya Ocak ayı köşe yazım; #2014

http://www.migmedya.com/yazarlar/aysen-ilgin/6013-2014.html




25 Ocak 2014 Cumartesi

ZAMANE ANNELERİ

11. ayda migmedya.com sitesinde yayınlanan köşe yazım;
 http://www.migmedya.com/yazarlar/aysen-ilgin/5975-zamane-anneleri.html


 
                                                 *fotoğraf internetten alıntıdır


80'lerin 90'ların çocukları anne olunca;
Babyshowerlar, hoş geldin bebek, hamileliği veda partileri, diş buğdayları, doğum günleri altın çağını yaşadı.   Önceden gelenler bebeğe hediye getirirdi. Şimdiki bebekler misafirlere hediye verir oldu. Bebek Kurabiyecisi, bebek hediyeleri, bebek organizasyon firması terimleri türedi. 

Kariyerlerini, sosyal hayatlarını askıya alan bu dönem anneleri çocuk bakarken de boş durmuyorlar tabi. Hamileyken çocuk bakımı kitapları okumaya, eğitimlere katılmaya başlıyorlar. Çocuk dünyaya gelince de öğrenme ve eğitme anlamında başka bir furya başlıyor. 

Biri de ben olmak üzere artık anneler daha ilk aydan bebeklerine kitap okuyor, resimlerine bakacağı kitaplar alıyorlar. Ayına, yaşına göre oyuncak seçiyorlar. Televizyondan mümkün oldukça uzak tutup müzik dinletiyor, eskilerin "anlamaz" mantığından arınarak hamilelikten itibaren birebir konuşuyorlar. Sosyalleşsin, paylaşmayı öğrensin diye ilk yaştan oyun gruplarına katılıyor, sağlıklı yaşamın vazgeçilmezi olan sporu hayatlarının bir parçası, yaşam tarzı olarak kabullensinler diye spor aktivitelerine katılıyorlar. Odaklanmayı öğrenip kendini bulsun, sakin yaşasın diye iki yaşından başlayarak çocuk yogası yaptırıyorlar. 

Her anne isterki, çocuğunu en iyi şartlarda ve en doğru metodla büyütsün. Ve her anne ister ki çocuğu hep yesin. Bu açıdan da gelişen teknoloji, eğitim seviyesi ve yaşam kalitesinde gelinen nokta itibariyle bu dönem anneleri daha şanslı, daha bilinçli ve haliyle daha özverili. 

Ben de geçen ay ikizleri babasına bırakıp anneysen.com ve SMA işbirliğiyle düzenlenen Prof Dr. Benal Büyükgebiz'in katı gıdaya geçiş eğitimine katıldım. Öncelikle anneler olarak çok iyi ağırlandık. Şık bir otelde kahvaltı yapıp eğitimi dinledik. Sonrasında beraber öğle yemeği yedik. Ben kendi adıma hem ikizlerin bakımından dolan kafamı ve ruhumu rahatlattım. Sosyal ağlarda yazıştığım annelerle yüzyüze tanıştım. Eğitimde yanlış bildiğim doğruları, doğru bildiğim yanlışları ve hiç bilmediklerimi öğrendim.

Anneler siz de hem çocuğunuz hem kenfiniz için birşeyler yapın. Firmaların sponsor oldukları beslenme, spor, oyun, okuma grupları gibi Kızlı-Erkekli etkinliklere katılın. Hem birşeyler öğrenin, hem çocuklarınız kızlı erkekli kaynaşsın, paylaşmayı, kardeşliği, karşı cinsel arkadaş olabilmesi öğrensin.  Hem kafanız dağılsın.

Kızlı erkekli hakkında Yılmaz Özdil konuyu özetlenmiş zaten. Üzerine söyleyecek söz olmadığından, ben de anneler sosyalleşsin konusuna değindim.

Kalbiniz sevgiye, zihniniz gelişime açık olsun

Ayşen Ilgın

Eyvah, Bloguma Ne Oldu?

 

Eyvah eyvah!

Yaklaşık 9 aydır Ayşen bir şey yazmamış:(

Peki bu 9 ayda neler mi oldu? Şöyle maddeliyeyim;

*Öncelikle Enes&Bera ikilisi 13.aylarında. Ayaklandılar; birer minyatür insan gibi hayatlarını sürdürüyorlar
*Ayşen anne baktı ki, böyle olmayacak tüm düzenini bozup ev değiştirdi; annesine komşu gitti. Artık Avrupa yakasındayız.
*Hayatımızdaki tiyatro, sinema,sergi, müze, konser, söyleşi vb aktiviteler yerini çocuk aktivitelerine bıraktı.
*Kitap bitirme hızım düştü, vakitsizlik had safhada
*Kitap alışverişlerinde öncelik çocukların kitapları oldu.
*Yazımına ara verdiğim kitap projem olduğu gibi duruyor
*Elime fırça alıp resim yapmayalı nicedir
*Dışarı çıkıldığında çocuklarla gidilebilecek yerler seçilir oldu
*Ve maalesef blog ilgisiz kaldı

Neyse ki artık bir şeyler daha düzene girer gibi oldu. Bundan sonra bloguma ilgi göstereceğime önünüzde söz veriyorum;) Blogumu da takipçilerimi de çok özledim. Sık sık görüşmek dileğiyle. Sevgiler