23 Nisan 2012 Pazartesi

Kitap aşkı baskı hatasını affeder mi?


Mis gibi bir Pazar gününde, kendime ayırdığım vaktin en değerli bölümü; kitap ve kahve. Uzun zamandır kitaplıkta gözüme çarpan Puşkin'in Yüzbaşının Kızı'nı alıp büyük bir hevesle açtım. 8 satırlık ilk paragrafı kuduktan sonraki 2. paragrafdaki -de bağlacının bitişik yazılması içimdeki tüm okuma aşkını sildi süpürdü. Kum Saati Yayınlarının baskısı olan kitabın henüz ilk sayfasında hata varsa ve bu benim canımı sıktıysa bile bile okumaya devam etmeli miydim? Acaba daha ne hatalar yapılmıştı? İlgim dağılırken odaklanabilecek miydim? Biraz düşündüm. Kitap okumak keyif işiydi ve ben her hatayı düzeltişimde gerilicektim. Hemen kapattım kitabı. Hayal kırıklığımı twitter'a yazdım. Benim gibi düşünen arkadaşlar buldum, konu üzerine tartıştık, sizle de paylaşmak istedim.

Yazar, Puşkin. Dostoyevski'nin hayatı boyunca hayranlık duyduğu, manevi yol göstericisi ve büyük Rus dehası diye tanımladığı Rus edebiyatının kurucusu. 
Eseri yine dünyaedebiyatında önemkli bir yere sahip olan Yüzbaşının Kızı
Demek ki, yazar da eseri de ne kadar değerli olursa olsun, editör ve yayın evlerine de çok söz düşüyor. Son noktayı koyan editörler ve yayıncıların özensizliği onların kaybedip, profesyonelce çalışanların yükselmesine, hatta tekelleşmesine, böylece dekitap fiyatlarının yükselmesine sebep oluyor ki, maalesef yine okur zararda...


Yine de siz siz olun, ucuz diye, baskısını kalitesini bilmediğiniz yayınevlerinin kitaplarını araştırmadan almayın. Arkadaşınınzdan alın, sahaflardan alın, kütüphaneden alın ama dilimizi bilmey kitap evlerinden kitap almayın. Sonra benim gibi mağdur olursunuz:/

Bu arada merak ettim, siz olsanız ne yapardınız, okumaya devam eder miydiniz? Bu ilk ve çözümü olan bir soru. Peki ben bu gramer hatalarıyla dolu kitabı ne yapacağım şimdi? Kitaplığımda tutsam olmaz, birine versem olmaz, atsam o hiç olmaz, gönlüm razı gelmez...


Keyifli, kaliteli okumalar, iyi haftalar. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun...

12 yorum:

  1. Kitabı kağıt toplayıcılara vermenizi öneririm. Ben öyle yapıyorum çünkü. Bir de sana twitter'dan da bahsettiğim gibi İş Bankası Yayınları, Yapı Kredi Yayınları, Can Yayınları bu konuda en başta geliyor tecrübe ettim. Tabi diğer arkadaşlarda diğer kaliteli çeviri yapan yayınevlerini yazıp bize aydınlatabilirler...

    siyahelbiseliadam.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet belli yayınevlerinden vazgeçmemek lazım. Buarda öneride bulunanlar olursa da iyi olur. Hatta öyle bir araştırma konusu yapabiliriz.
      Blogunuza biraz göz atabildim ama iyice karıştırmak için not ettim, ama güncellemeleri takip etmek adına"bu siteye katılın" bölümünü bulamadım;)
      Sevgiler

      Sil
  2. Sizi çok iyi anlıyorum. Uzun zaman önce çok merakla beklediğim bir kitabı almıştım. Oturdum okuyorum Allahım sayfanın yazıları silik resmen. Okuyamıyorum, sinir oldum. Ben keyfim kaçsada bitirdim kitabı ama kesinlikle mutsuz oldum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok üzüldüm bu tecrübenizden dolayı, nasıl bir hayal kırıklığı. insanın sinirleri bozuluyor. Keşke yayıncılık işini ticari kaygısından çok içinde kitap sevgisi, kitap saygısı olanlar yapsa...

      Sil
  3. Geçenlerde benim okuduğum bir kitap da bir paragraf yarıda kesilip sonra tuhaf bir yerden devam etmişti. Cümle içinde peş peşe tekrarlanan kelimeler ve hatalı bağlaç yazımları.. Ama bu hatalar kitaba tam gaz devam ederken sonlara doğru çıkınca beni pek etkilemedi. Ama kitabın daha ilk sayfasında bu tür hataların olması, gerginliğe ve kitaptan uzaklaşmaya neden oluyor. Bence bir süre uzak kalın.. Yeniden okumak istediğinizde durumu kabullenerek okuyabilirsiniz. :)

    Bayramınız kutlu olsun. Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. siz şanslıymışsınız, sonlara doğru ya da arada ufak tefek şeyler olunca göz ardı edilebiliyor.
      ;) bilerek , kabul ederek okuma fikrini düşünücem.
      Teşekkür ederim, hepimizin bayramı kutlu olsun ve günümüz haftamız çoook iyi geçsin;)

      Sil
  4. Mesleki alışkanlıktan dolayı olsa gerek bu tip yazım yanlışlarıyla karşılaştığımda ben ısrarla okumaya devam ediyorum. Sonunda da yayınevine mail gönderip, durumu bildiriyorum. Kimisinin işine geliyor, kimisinin de malum gelmiyor. Ben de ki asıl problem kitaplarımın kenarlarının kıvrıldığı anlarda başlıyor. Heyecanlı bir şekilde okuyor olsam dahi devamını getiremiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebrucum, evet sen bu tip yanlışlarla karşılaşmaya alışkınsın. Ben de yayınevine yazmalıyım.
      Kitap okumak özen gerektiriyor, bazısı güzel kullanamıyor, bazısında da aklite öyle düşük ki, ne kadar dikkat edersen et,hemen kıvrılıyor. Gerçekten can sıkıcı:/

      Sil
  5. kitabı aldığın yere götür, değiştirmeyi talep et. değişim yapmazlarsa yayınevine bir mail yaz bence. hiçbir şey yapmamaktan iyidir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. alalı bayağı zaman oldu ve kitapçıdan değil de, büyük marketlerin birinden almıştım, onların fiş detaylarıyla uğraşmak mümkün değil ama yayınevine yazıcam, teşekkürler;)

      Sil
  6. İş buraya gelene kadar o kadar çok yanlış var ki, hangi birini sayacağımı şaşırıyorum.

    Evet yazım hataları insanın gözünü de beynini de yoruyor, özellikle iddialı yapıtlarda rastladığımızda da sonuç hüsran oluyor.

    Yabancı eserlerin Türkçeleştirmesinde bir çok sorun yaşanıyor. Bu eserler özellikle edebi eserler olduğunda çeviriyi yapan kişinin kelime dağarcığıyla kısıtlanıyorsunuz ve bir de bakıyorsunuz ki dünyaca ünlü eser sizde hiç de beklediğiniz etkiyi yaratmıyor.

    Sanırım özellikle Rus ve Fransız edebiyatının önemli eserlerini bazı çevirmenler ve yayınevleri özgün dilleri yerine İngilizcelerinden çeviriyor. Gerekçeleri nedir ne değildir bunu tartışmak istemiyorum, ama bazen aynı eserin iki farklı çevirisini okumak zorunda hissediyorum kendimi. Tıpkı Cyrano de Bergerac eserinde Sabri Esat Siyavuşgil'in o manzum çevirilerine ihtiyacımız oluyor.

    İsmini hatırlayamadığım bir yazarımız, zamanında bir kitabı özgün dilinden değil de Fransızcasından çevirmek istediğini ancak o dönem yayın evinin Editör kadrosunda yer alan Atilla İlhan'ın buna karşı çıktığını ve her eserin kendi özgün dilinden Türkçe'ye dönüştürülmesi gerektiğini vurguladığını anlattı.

    Kısacası yazım hataları bir yere kadar kabul edilebilir belki, o da keyfiyete bağlıdır. Yani siz kötü yazılmış veya kötü basılmış bir kitabı okumak istemeyebilirsiniz. Ama ben çeviri hatalarına asla tahammül gösteremiyorum...

    YanıtlaSil
  7. Bu yazıyı ilk okuduğumda ben de bazı arkadaşlar gibi "Kabul edilebilir,görmezden geliverirsin." demiştim ama başıma gelince bu kadar basit olmadığını anladım.Ben de Kum Saati Yayınları'ndan muzdaribim.Kitap kapaklarını bu kadar güzel ve özendirici yapmasını beceriyorlar ama içine gelince fos! Ana isimli kitabı okurken her şey gayet güzel gidiyordu fakat son 100 sayfa işkenceydi resmen.Mesela diyor ki (atıyorum) :
    -Kız gülümseyerek konuştu:
    Arka sayfayı çeviriyorum kızın konuşması yok onun yerine. "Sessizce yan yana oturdular." misal.
    Ön sayfada verdiği son paragrafı arkada tekrar vermiş ve devam etmiş.O kadar sinir oldum ki anlatamam ve okumadım ! Son bölümü okuyup bitirdim kitabı.
    İnsanın gözüne çok fazla batıyor.Görmezden gelmeye çalışsan da gelemiyorsun.
    Ben de sizin gibi büyük marketten,kampanyalı ürünlerden almıştım.Ucuz da değildi hani kampanyalı derken.
    Hem ucuz olsa bile bir yayınevi madem yayınevisin kaliteli ve güzel yapmalısın işini.
    Burada bunu paylaşabileceğim kişilerin olması içimi rahatlattı,saydım döktüm hepsini :)
    İyi hafta sonları şimdiden :)


    www.zamansozleri.blogspot.com

    YanıtlaSil