14 Şubat 2017 Salı

Enver Aysever Söyleşisi / Kitap Ağacı


11 Şubat Pazar Günü Enver Aysever'in söyleşisine katıldım. Aykırı Sorular programı ile de ekranlardan tanıdığımız, yazar, sunucu, radyocu, tiyatrocu gibi pek çok sıfatı olan Enver Aysever'i söyleşi sonrası daha bir sevdim.




Gün gelip, dil yasaklanırsa, işte o zaman "gaz odası "na girmiş olur yazar diyor Enver Aysever. Zekasını ve çok yönlülüğünü her zaman taktir ettiğim ve tam on altı kitabı olan Aysever'in yazar kimliğini de çok sevdim. Edebiyata bakış açısı, birikimi, sürekli okuyor olması, her cümlede üstat isimlerden bahsedip herkesin bunları okuması gerektiğine vurgusu, beslendiği usta isimler edebiyata olan umudumu besledi.  


Aynı zamanda sevmediğini, onaylamadığını açıkça söylemesi, elini taşın altına koymaktan çekinmeyen, yurttaş olarak her türlü sorumluluğu, olası sonuçları göze alarak sırtlayan bir karakter olmasıyla da yarınlara olan umudumu da artırdı.



Kitap Ağacı ailesine emekleri için teşekkürler, yine harika bir organizasyondu.

Ve bunlar da son kitabı Yazmak Güzel Şey Be Kardeşim'den altı çizili notlarımdan bazıları;

*Sanata inanırım, avuturum kendimi. Yüzyıllardır yüzüne tutulan bu aynada kendini görüp, bir türlü ders almayan insana hayret etmek gerekmez mi?

*Aklımda Nazım'in Karadeniz'e doğru açılan  teknesi var, azgın suyun içinde can çekişen... Kaptanı yorgun bir tekne değil midir insan? Dilimde eksik bir şiir...

*Peki, ya okumayla hiç alakası olmayan kimse için ne demeli? Bana kalırsa sürülmemiş bir yaşamdır o.

*Kitap kitabı doğurur,  okur bu izi sürer, koku alır. Bir kitaptan diğerine hangi gerekçeyle  geçeceğinizi zamanla anlarsınız.

*Tek bir satır edebi metin okumamış birinin enayi mutluluğuna hayran olmamak elde değil. O farkında olmasa da dünya döner nasılsa...

*Romana geri dönmek demek, unutulmayan sevgilinin, her adım başı resmini görmektir. Her sayfada kendini temize çekmek için çıkılan acımasız bir teraziden söz ediyorum.

Kitap Ağacı Ailesinin etkinliklerini aşağıdaki adreslerden takip edebilirsiniz;

www.kitapagaciyiz.com
www.facebook.com/kitapagaci355
www.twitter.com/kitapagaci_
www.instagram.com/kitapagaci
kitapagaci1984@gmail.com.

23 Ocak 2017 Pazartesi

Sezgin Kaymaz Sözleşisi / Kitap Ağacı Etkinliği


 Kitap Ağacı Ocak ayı konuğu Sezgin Kaymaz'dı.

Söyleşi öncesine kadar yazarın hiç bir kitabını okumadığımı utanarak söylüyorum.
Sezgin Kaymaz'ı ve edebiyatını tanımak için çok geç kalmışım. Öyle güzel, öyle içten, sade ve sıcacık anlatıyor ki, onun kitaplarını okumuyor, dinliyorsunuz.


Yazdıklarına kendi hayatını, ailesini, çevresini, yaşadıklarını da katan bir yazar Sezgin kaymaz. O kadar ki, son kitabı Farfara, kitabın kahramanı ve Sezgin Kaymaz'ın kendi köpeği.
Üstelik söyleşiye bile geldiler.

Sezgin Kaymaz'ın kitaplarının adları da çok ilginç;
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir, Geber Anne, Kaptanın Teknesi, LuckyZindankale, Bugün Bize Kim Geldi, Bakele, Deccal'ın Hatırı, Medet, Son Şura, Ateş Canına Yapışsın, Kün, Kaptanın Teknesi, Sevinç Kuşları, Farfara...

Bizim zamanımızda bırakın herkesin cebinde, evinde bile telefon yoktu. biz okumak için başka bir şehre geldiğimizde, askere gittiğimizde hep mektup yazdık diyen ve mektuplaşmanın kıymetini bilip, bu geleneği de hala devam ettiren biri Sezgin Kaymaz. Okurlarıyla mail üzerinden mektup arkadaşlığı yapıyor. Üstelik maillere itinayla cevap veriyor.

Sezgin Kaymaz yazarken, herkesin kullandığı sıradan kelimeler, günlük kıyafetlerinden sıyrılıp da, bayramlıklarını giyinip çıkıyorlar karşımıza. Kelime aynı kelime ama o yazınca ışıldıyor. Sadece kitaplarında değil üstelik, maillerinde de öyle...

Ben Sezgin Kaymaz 'ın kendisini de edebiyatını da tanıyor olmaktan çok memnun oldum.
Etkinliği düzenleyen, emeği geçen tüm Kitap Ağacı üyelerine, İletişim Yayınlarına ve Sezgin Kaymaz'a teşekürler...


Bu da gülümseyin okuyoruz sloganlı fotoğrafımız :)

8 Aralık 2016 Perşembe

İkinci Bölüm / Devlet Tiyatrosu Oyunu

 Devlet Tiyatrosu programı dahilindeki İkinci Bölüm oyununu, Cevahir Sahnesi'nde Kitap Ağacı üyeleriyle beraber izledik. Oyun sonunda konuştuklarımıza bakılırsa, hepimiz oyundan memnun ayrılmıştık. Aramızda oyunu ikinci hatta üçüncü kez izleyenler bile vardı.

İkinci Bölüm, eşini kaybetmiş bir adam ile eşinden yeni boşanmış bir kadının, hayatlarının yeni olan ikinci bölümlerini  nasıl kurduklarını anlatan bir oyun. Yazarımız Neil Simon, orta yaşın biraz üzerindeki ana karakterlerin yanına bir de evliliklerinden tatmin olamayan iki genç insanı da oyuna dahil etmiş. Zamanla benzer aynı sonlara doğru sürüklenen, bunu görmelerine rağmen görmezden gelen gençler, ana karakterlerin gençlik izdüşümü gibi.

Farklı yaşlardan iki çiftin yaşamını izlerken, yaşın isteklerinin, değişen amaçların ve düşüncelerin de vurgulanmış olduğunu görüyoruz. Olaylara farklı pebcerelerden, herkesin açısından farklı farklı bakarken, en çok da boşanma davasından dönüşte bir 'oh' diyen kadının, 

"yıllarca kendi sorumluluğumu almaktan korktuğum için katlandığım bu evliliği keşke çok daha önce bitirseydim." 

deyişi ilgimi çekti. Üstelik bunu kendi parasını kazanan, güzel, bakımlı, başarılı bir oyuncuyu canlandıran bir karakter söylemişti. Etrafımızdaki, sırf kendi sorumluluğunu üzerine almaktan korktuğu için, rahatı bozulmasın diye evliliğini sürdüren çiftleri düşününce, 1977'de Neil Simon'un birikim ve gözlemleri doğrultusunda yazdığını düşündüğüm bu oyun, evlilik konusunun uzun süredir insan kaynaklı, aynı sorunlar yaşandığını, rahat! uğruna ömrün nasıl da ziyan edildiği gerçeğini çarptı yüzümüze.



"Tüm Yollarım Sana Çıkıyor" adlı romanımda, ben de oyundaki ikinci, genç çitfimizinki gibi, evliliklerini ve hayatlarını sorgulayan bir başka çift olan Derin ve Deniz'in hayatını anlattığım için olsa gerek oyun bir başka ilgimi çekti.

Sahneyi bölerek, iki ayrı evi gösteren sıcacık bir dekor, tanıdık hikayeler, keyifli ve başarılı oyuncular, güzel bir müzik seçimi hem dinlendirici hem de, oyunculardan Ayşen İnci'nin asaleti, Şahin Çelik'in doğallığı ve samimiyeti, Veda Yurtsever İpek'in muhteşem enerjisi ve M.Lebib Gökhan'ın havai tavırlarıyla kendine özgü kahkahalar arasındaki dansı eşliğinde izlediğimiz İkinci Perde oyununu hepinize tavsiye ediyorum. Yönetmen Hidayet Erdinç'e de selam ederken, gidin, izleyin, düşünün, gülün, eğlenin derim.

Bu arada Devlet Tiyatrosu olduğu için, gişelerden ve internetten alabileceğiniz biletler tam 10 tl, öğrenci 6 tl

İyi seyirler...