30 Nisan 2016 Cumartesi

İstanbul Modern Sanat Müzesi


Perşembe günü resim kursundaki arkadaşlar ve resim hocamızla Karaköy'deki İstanbul Modern Sanatlar Müzesi'ne gittik. İstanbul Modern, Türkiye’nin modern ve çağdaş sanat sergileri düzenleyen ilk özel müzesi. Tophane durağında, sahilde 8.000 metrekarelik bir alanda kurulu.
Süreli ve sürekli sergi, fotoğraf galerisi, eğitim salonları ve kütüphanesi mevcut. Giriş ücreti 25 tl, ama Perşembe günleri tüm gün boyunca, herkese ücretsiz.

Hadi müzeyi gezelim ;)
Güvenlik girişinden geçtiğimizde sağda güzel bir bahçe ve saat kulesi ile bu aşağıdaki çalışma karşıladı bizi. Solumuzda lebi derya;)





Merdivenlerden yukarı çıkıp da müzeye girdiğimizde, önce SANATÇI VE ZAMANI isimli sergi karşıladı bizi. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Ne içindeyim zamanın, ne dışında" sözünden yola çıkılarak hazırlanan on yıllık bu çalışma hakkında daha fazla bilgi isterseniz, sitenin sayfasındaki videoya da göz atabilirsiniz



31 Aralık'a kadar devam edecek olan bu sergide Modern ve çağdaş zamandaki sanatçıları harmanlayıp, içinde bulundukları zamanla eserlerin nasıl değişim gösterdiğini ve insanın şu anki zamanla sanata uyumu anlatılmak istenmiş.



                                                           NEŞET GÜNAL

                                                         YILDIZ MORAN

                                                     Bedri Rahmi Eyüboğlu






                              Murat Germen- Muta Morfoz serisi- İstanbul Zincirlikuyu
 Azade Köker- uzaktan orman resmi olan bu çalışmanın her tarafı aşağıda ki gibi kuru kafa figürü ile örtülü



Müzede çocuklar için atölye aktiviteleri vardı. Bunlara katılmak için ya çok erken saatte gelmeniz ya da rezervasyon yaptırmanız gerekmekte
SERVET KOÇYİĞİT- Kolaj çalışması

                                                      Balkan Naci İslimyeli


                                                              Taner Ceylan

MURAT PULAT


                                                Ömer Uluç - 3 Adam 4 Kadın



VAHİT TUNA
Gerçek kum üzerinde oturtulmuş maket adam, hoparlörden, ziyaretçilerin de duyabildiği dalga ve rüzgar seslerini dinliyor.

5 Haziran'a kadar ziyaret edilebilir olan; YOK OLMADAN sergisi

Doğa ve sürdürülebilirlik adına bir sergi;
Sergide Türkiye ve farklı coğrafyalardan yirmi sanatçı ve sanat grubunun resim, heykel, yerleştirme, fotoğraf ve hareketli görüntülerine yer veriliyor.









Bir diğer sergi 22 Mayıs'a kadar devam edecek olan  HABİTAT konulu fotoğraf sergisi;




Burada İstanbul Modern Fotoğraf Danışma Kurulu tarafından seçilmiş 13 sanatçının "Habitat" yaşam alanları üzerine fotoğrafları yer almakta. Çok güzel kareler vardı. fotoğraf bakmaktan ilk kez bu kadar keyif aldım. Şarjım az olduğu için fazla fotoğraf çekemedim





26 Haziran'a kadar devam edecek olan KONUTUN SERÜVENİ üzerine bir sergi;
GEÇ OLMADAN DÖN EVE



Barınma mekanlarımıza evlerimize odaklanan sergide de çok ilginç noktalar vardı. Yaşam alanı ve kullanım alışkanlıkları ile ilgili güzel konulara değinilmişti. Sokağa konulan bir salon berjerine oturup inşaat yapımını izleyen teyze, sokaklara asılan çamaşırlar, yüksek ve eski bir binadan tedbirsiz tamirat yapan adam, çatıların amaç dışı kullanımları, modern iki adamın sokağa halı sirkelemesi, gece kondu mahalleleri, lüks yüksek binalar, harabe yaşanılamaz hale gelmiş evlerdeki yaşamlar, evlerimizin günlük hali gibi hoşuma giden ve aklımda kalan pek çok güzel fotoğraf vardı. Gezmenizi tavsiye ederim.






Müzede ayrıca sinema ve performans sanatlarına dair etkinlik ve eserler ve performanslar, sinema gösterimleri de de mevcut. 




Ben İstanbul Modern'i çok sevdim. Gidin gezin derim.
Ve bunlar da gezip öğrendiklerimin dışında bana kalan anılar;











21 Nisan 2016 Perşembe

Yolun sonunda zaten hak eden olacaktır yanında / Ayşen ILGIN

Her mevsim güzeldir.
Ve her mevsimin rengi, müziği, hayatla ahengi farklıdır.
Tıpkı hayatlarımız gibi.
Tek fark hayatını, bakış açını sen seçersin.
Gittiğin yolu, o yolda hangi ayakkabıyı giyeceğini,
Kiminle, kime, nereye yürüyeceğini sen belirlersin.
Bazen yol yanlıştır, bazen ayakkabın, bazen de yanındaki.
Hiç önemi yok.
Yanlış yapma lüksün var senin.
Sen yeter ki her doğru ve yanlışında güzel / olumlu / pozitif bakmayı bil.
Küçücük detaylarda yaşama sevinci doldur yüreğini.
Ne istediğini bil ve mutlu bir hayata layık gör kendini!
                                                       Hayatının tek amacı olmalı MUTLULUK!
                                                       Mutluluk yolunda  yürürken yanındakiler de,                                                                şartlar da, iklim de değişecekse değişsin.
                                                       Dönüp de bakma ardına.
                                                       Üzülme geride kalanlara.
                                                       Sen güzel ve renkli anılar biriktirmeye,
                                                       Müzik dinleyip ruhuna dans ettirmeye bak.
                                                       Yolun sonunda zaten hak eden olacaktır                                                                       yanında!...

                                                      /AYŞEN ILGIN /

16 Mart 2016 Çarşamba

Rijksmuseum -Amsterdam

Amstardam, Hollandalıların deyimiyle Original Cool şehir, bu sıfatı kesinlikle hak ediyor. Amsterdam'ı başka bir yazıda anlatıcam. Amsterdam'ın göbeğindeki Avrupanın en büyük müzelerinden biri olan RijksMuseum için ayrı bir post yapmak istedim. Hadi başlayalım;


  * Bu fotoğraf için kaynak : www.rijksmuseum.nl



Rijks Museum, şehrin tam göbeğinde, meşhur "I amsterdam" yazısının arkasındaki o muhteşem, gösterişli bina. 30.000 m2 alana sahip, 8.000 parça sanat eseri sergilenen müze yılda 1.5-2 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor. Rijksmuseum’da Hollanda’lı meşhur ressamlar Rembrant ve Van Gogh'un pek çok eserlerinin yanı sıra dünyanın başka yerlerinden sanatçıların da önemli eserlerini görebilirsiniz. Ayrıca ülkenin 800 yıllık tarihine ışık tutan heykeller, Hollanda denizciliğini anlatan gemi maketleri, antik parçalar, kıyafetler gibi Hollanda'nın önemli sanat koleksiyonu sergileniyor. 




Müze binanın dış ve iç ihtişamı, eserlerin değerliliği ve sergileniş biçimiyle tamamen müthiş etkileyici. Biz erken saatte gittiğimiz için giriş için çok sıra beklemedik, ama bir kahve molası vermeye çıktığımızda en az 300 kişi bilet sırasında bekliyordu. Saatin erken olmasına rağmen müze içi alışık olunmadığı kadar kalabalıktı. Gitmeyi düşünenler,erken saatleri kullanmaları tavsiye;) 4 katı binada eserler yıllarına göre ayrılmış.Bu dört kat da özel koleksiyon, 1100-1600, 1600-1650, 1650-1700, 1700-1800, 1800-1900, 1900-1950, 1950-2000 yılları arasındaki eserler olmak üzere 8 bölüme ayrılmış.  Girişteki broşürlerden alarak bilinçli ve kaybolmadan gezebildik. Yine giriş bölümünde eserlere bakarak çizmek için ücretsiz mini resim defteri ve resim kalemi verilmesi de hoşuma giden bir detay oldu. 



Hollandalı Rembrant‘ın en önemli eserlerinden biri olan  ‘Night's Watch'

Resim geceyle alakası olmamasına rağmen, koyu renk bir cilayla kaplandığı için ‘gece’ izlenimi verdiğinden ve orjinal adı çok uzun olduğundan bu ismi almış. Resmin asıl adı ise ‘The Company of captain Frans Banning Cocq and lieutenant Willem van Ruytenburch preparing to march out’ Yani bu kısaltmayı hak etmiş :)
Ve bir kaç Rembrant resmi daha;





Van Gogh'un çoğu eseri kendi adını taşıyan müzesinde.Ne yazık ki, oraya gitmek nasip olmadı. Burada da bir kaç eseri var;




Ve Johannes Vermeer 'in meşhur "The Milkmaid" eseri; Orjinali oldukça küçük bir resim; 35 cm'e 35 cm civarında;

Ve müzeden kareme takılanlardan bir kaçı daha;






      Gemi maketleri resimlerin olduğu salonlarda bu şekilde sergilenmişti...



                                    Osmanlı'dan Portreler

                                   *Jan Havicks-The Merry Family

                  *Hendrick Avercamp-winter landschap



Müzedeki tartışmasız en ilginç bölümlerden biri de Hint kökeni İngiliz sanatçı Anish Kapoor'un bu üçlü rölyefiydi. Anish Kapooru'un bu çaışması "Yağıyla, siniriyle kanlı bir et parçası gibi görünen kırmızı beyaz reçine ve silikon katmanlarından oluşan rölyefte Kapoor için, sanatını beirleyen bedenin ve ruhun dokunulmamış alanlarına dair yaptığı sorgulamaları bu kez resim sanatıyla birleştiriyor" olarak yorumlandı.

Kaapor bu çalışmasıyla ruh ve beden, figür ve soyutlama arasında ikilik yaratıp, ikisi arasındaki o ince bağlantıları vurguluyor. Anish Kapoor  insan bedeni ve onun tasvirine ilgisinin Rembrant ile ortak olmasıyla dikkat çekiyor.


Müzedeki bir de büyüsüne kapıldığım kütüphane vardı. 
4 katlı kütüphanede toplam 1 km uzunluğunda kitap rafları bulunuyor. Yer altındaki deposunda da 5 km uzunluğunda, 1881 yılından beri arşivlenmiş sanat ve sanat tarihiyle ilgili kitaplar, dergiler, makaleler, dökümanlar varmış
video